Fransa son günlerde bu fotoğrafı konuşuyor.

Fotoğrafta iki “first lady” bir de “first partner” görünüyor. 

Fransa’nın yeni cumhurbaşkanı Macron’un eşi Brigitte Macron 24 Ocak günü Elysee Sarayı’na iki ilginç konuk davet etmiş. Bunlardan biri, iki önceki cumhurbaşkanı Sarkozy’nin eşi Carla Bruni Sarkozy...

Öteki ise bir önceki cumhurbaşkanı Hollande’ın eski partneri Valerie Trierweiler’miş...

Bu davet önceki gün bir sosyal medya fotoğrafı ile patladı.

Fotoğrafı sosyal medyaya veren bir önceki Fransa Cumhurbaşkanı’nın partneriTrierweiler’di.

Aldatılan ilk kadın mı aldatan ikinci kadın mı

Tabii ki Fransa’da herkes bu davetteki iki ince mesajı hemen anladı.

Sarkozy’nin eşi olarak Carla Bruni’yi davet etmesi normaldi.

Ama Hollande’ın partneri olarak Trierweiler’i davet etmesi çok bilinçli bir tercihti.

Çünkü Hollande’ın Elysee Sarayı’da bulunduğu dönemlerde son partneri sinema oyuncusu Julie Gayet idi...

Trierweiler ise bir önceki partneriydi.

Onula birlikteyken Julie Gayet ile ilişkisi başlamış, bir sabah onun evinden motosikletle ayrılırken fotoğraflanınca bu gizli aşk ortaya çıkmıştı.

Bunun üzerine Trierweiler de Elysee Sarayı’nı terk etmiş, Hollande yeni partneriGayet ile birlikte olmaya devam etmişti.

Gayet kendini hiçbir zaman “first partner” olarak sunmamıştı.

Yine de herkes şunu çok iyi biliyor.

KAPANMA DEFİLESİNE ‘AÇILMA’ ADI VERİLİR Mİ

Muhafazkar kesimimizin dün itibariyle nur topu gibi bir tartışma konusu doğdu.

Konu şu:

Modanisa isimli “tesettür giyim” firması, hazırladığı son koleksiyonuna “İnşirah”adı vermiş.

Tabii muhafazakâr kesimin en keskin yazarlarından Hasret Yıldırım buna şiddetle itiraz ediyor.

Çünkü “İnşirah” Kuran-ı Kerim’in surelerinden biri.

Ondan öğrendiğime göre Diyanet İşleri Başkanlığı’nın resmi internet sitesinde de İnşirah Suresi için şu yazıyormuş:

“Mekke döneminde inmiştir. 8 âyettir. İnşirah, açılmak, genişlemek demektir...”

Haydaaaa...

Çık şimdi işin içinden.

Türk Dili Sözlüğü’nde “tesettür” kelimesinin karşısında şu yazıyor:

“Kadınların kapalı bir biçimde giyinmesi...”

Bu durumda ortaya çıkan sonuç şu:

“Biz senin gönlünü ferahlatıp sakinleştirmedik mi?”

“Üzerindeki ağır sorumluluğunu azaltmadık mı?”

“Ki o ağır sorumluluk neredeyse senin beynini çatlatacaktı.”

“Biz senin itibarını arttırmadık mı?”

Yorumu size bırakıyorum. Ama siz erkeklere değil...

Yenisöz yazarı Hasret kardeşim sen erkeksin, çekil aradan...

Bakalım kadınlar nasıl yorumlayacak “tesettür” defilesindeki “İnşirah”kelimesini...

Ben kendi payıma Modanisa’nın sitesindeki İnşirah koleksiyonundaki parçaları çok beğendim.

Aldatılan ilk kadın mı aldatan ikinci kadın mı

BU SELFİE’DEN EĞLENCELİ BİR YAZI ÇIKACAĞI KESİN

Geçen cumartesi günü Batman’a giderken Atatürk Havalimanı’nın CIP salonundaAbdurrahman Dilipak’la karşılaştım.

Yazdığı bir yazıda “Helal diskotekler geliyor” deyince, ben de “Hocam muhafazakâr gencin arzusu diskotek mi, yoksa loş mekân mı” diye takılmıştım. O da bu yazının aslında diskoteklerle ilgili bir dalga geçme olduğunu, benim bunu anlamayıp ciddiye aldığımı yazmıştı. Hemen yanına gittim.

“Hocam ben de dalga geçmiştim” dedim ve anında tatlı bir sohbet başladı.

Sonra benim isteğim üzerine selfie çektik.

Ama en güzeli, beni evine davet etti ve yakında gideceğim. Eminim eğlenceli ve hoş bir yazı konusu da çıkacak.

BİR ÖZELEŞTİRİ: NEDEN BU KADAR GECİKTİM

Mısır’da “Müslüman Kardeşler” örgütüne mensup 
9 kişi idam edildi.

Bu örgüte zerre sempatim yok. Ama bu idamlara, bedenimdeki 37 trilyon hücrenin tamamıyla karşıyım.

Mısır’daki Sisi yönetimini bu idamlar dolayısıyla şiddetle kınıyorum.

Çocukluğumda İzmir’in Montrö Meydanı’nda gördüğüm halka açık son idamdan beri, idam cezasına karşıyım.

Kime karşı olursa olsun karşıyım.

Ve çok samimi bir de özeleştiri yapıyorum. Bu yazıyı o idamların hemen ertesi günü yazmalıydım.

Elimi ve vicdanımı tutan hiçbir şey de yoktu. Kendi kendime sordum:

“Ertuğrul kardeşim, idam edilenler, Müslüman Kardeşler örgütü üyesi olmasaydı, daha hızlı bir refleksin olmaz mıydı?”

Bu soruyu sordum ve ne yazık ki kendimi rahatlatacak bir cevap veremedim.

Aldatılan ilk kadın mı aldatan ikinci kadın mı

TÜRK KADINI CAZI ERKEKTEN İYİ SÖYLÜYOR

BİR haftadır Esra Zeynep Yücel’in “Dear Frank” adlı Frank Sinatra şarkılarından oluşan albümünü dinliyorum.

Esra Zeynep Yücel’in daha önce “Fragile” yorumunu çok sevmiştim.

Ama bu son albüm onun mükemmellik dönemi eseri olmuş.

Yer yer Diane

Krall’ı geçen harika yorumlar var.

Mesela 1933 yılı yapımı “Let’s Fall in Love”ı çok çok iyi söylüyor.

Öteki şarkıların hepsi de çok iyi bildiğimiz harika yorumlar.

Arkasındaki müzisyenlerin hepsi yabancı ve mükemmel çalıyorlar.

Bu albümü dinlerken bir kere daha anladım.

Türk kadınları cazı erkeklerden çok daha iyi söylüyor.

Esra Zeynep Yücel’i en kısa zamanda sahnede dinlemeliyim.

DÜZELTME

DÜN, Mehmet Toner’in Vehbi Koç Ödülü alırken yaptığı konuşmayı aktarırken insan vücudunda 37 milyon hücrenin bulunduğunu yazmışım. Doğrusu 37 trilyon olacaktı.

Dostum Orhan Bursalı dün bir mesaj atmış, “37 milyon olsa, o insan ölü demektir” diyor. Üstelik tören sırasında da yapılan sunumda önce 37 milyon denmiş, Mehmet Toner de üstüne basa basa düzeltmiş ve 37 trilyon demişti.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.